Sürdülen hayat tarzları ile ilgili herşey,senin de benim de ilgimi çekiyor.Odun parçası,duman kokusu,horoz sesi,toprağın ıslaklığı ile yaşaman,seni hayata bağlıyor.Hani sen dedin ya, şu esen rüzgarın kokuları bile baş döndürmeye yeter diye,bazen rüzgara kayısı kokusu, bazen tütün kokusu bazen de tüm çiçeklerin kokusu karışıyor dedin. Hepsini farkediyorsun,hepsi güzel geliyor ya sana bazen merak etmiyor değilim köy yaşamını...
Bir de köy yaşamında zaman yok diyorsun ya,ben bilemiyorum onu nasıl öyle tanımladığını.
Bilemiyorum çünkü,ben medeniyette yaşamayı,herşeye hemen erişmeyi,kalabalığı,modern mobilyaları,modern yaşam alanlarını seviyorum.Etrafımı saran cam yapılar,koloniler,en yeni teknolojik aletler beni hayata bağlıyor.Hani demiştim ya,avmlerde gezerken burnuma çeşitli parfüm kokuları,havaalanı koşturmasında duyduğum steril kokular,bazen de internetten sipariş ettiğim "24 güllü vazo"mdan gelen kokular...Belki sen de merak ediyorsundur bu yaşamı...
Zamana yetişemiyorum,24 saat yetmiyor diyorum ya,sen bilemiyorsun onu nasıl öyle tanımladığımı...

Geçenlerde sana, üstteki fotoğrafta ne görüyorsun dedim.Sen de ; "Üstünü kireç tutmuş bir çeşme" dedin...Oysa ben; çeşmeye yansıyan o cam duvarın ihtişamını görüyorum,bana modern hayatta olduğumu hisettiriyor...
İşte 2 farklı hayattayız, sen de ben de mutluyuz ya,annem ondan seviniyor zaten.Mutlu ve huzurlu hayatlara sahip oluşumuz annemi mutlu ediyor...
Nerden bilsin içimdeki çocuğu?
Nerden bilsin çift karakterli Delfina'sı olduğunu...








