17.10.2011

Çekici Şehir...




Ben artık bu şehre "Çekici Şehir " diye hitap edeceğim.Kimse neyden bahsettiğimi anlamayacak,nereyi övdüğüme dair fikir yürütemeyecekler.Çok bilinen şehirlerden birine gidip de şehri keşfetmenin mutluluğundayım sanacaklar.




Aslında tarifi basit,
kendine has bir cümleyle,
şehr-i aşk / Eskişehir diyeceğim ben onlara...


İki gün tadımlık gezmenin ardından diğer tüm şehirler ne kadar zavallı göründüler gözüme anlatamam.Buna şu an yaşadığım şehir başta olmak üzere, kendi memleketim ve koskoca İstanbul da elbet dahil.


Şehir planlamasının,
mimari yapılaşmanın,
çevreye duyarlılığın,
engelliye özenin,
yaşlıya verilen değerin,
gençlere gösterilen ilgi ve şımartmanın
böylesine yaşandığı başka bir şehir daha bilmiyorum...

Gençler bisikletleriyle özgürce dolaşıyorlardı öyle ki belediye her yere bisiklet park yerleri ve caddelere de bisiklet yolu döşemiş.Şehre ilk indiğimde bizi karşılayan bu yol elbette bizi çarpan birinci güzellikti.


Nostaljik trenin verdiği eğlenceli ruh halimize havanın gölgeli sürprizi bize hiç zor gelmedi.Belki de güneşli ve sıcak olsa bu kadar keyif alamayacaktık.Yağmurla yıkanan tüm o evler,çiçekler,tarihi eserler arasında gezmek,ruhumuza hem dinginlik hem de pür neşe kattı.Öyle ki dinlenmeden 48 saat gezmek nasıl oluyormuş daha iyi anladık.


Çünkü bu şehirde insanı yoran şeyler yok.Anlık mutluluklar için şehir içindeki yeni ve göz alıcı konutları gezmek bile yeterli.



Hele hele gördüğüm en güzel iç tasarıma sahip kuruyemiş dükkanı olan "Kurtuluş Kuruyemiş"'e ne demeli,lokumları çerezleri ayrı mutluluk kaynağı, güler yüzlü çalışanları ayrı esin kaynağı :)


Haftasonu sokaktaki cafélerden birinde o dumanı tüten kahveyi yudumlarken bile, tramvay,arabalar ve bisikletliler ahenk içinde akıyorlar...


Veda vakti yaklaştığında gruba şöyle bir döndüm de herkeste bir burukluk vardı. Tanımadığım bir şehri özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi,gece yarısı dönüşte oğlum bile "bir daha ne zaman gidiyoruz" diye sorduysa, çekici şehir herkesi kendine çekmiş çoktan.




Şehr-i aşkım...
Eskişehir'im....




Pin It!

4.08.2011

Panayır alanı değişikliği...

Teknolojik üretkenliğin eğlenceli hale geldiği zamanlar herkes için çok geride kaldı bugünlerde..Sadece ülke genelinde değil,tüm internet ağında yer alan bloglar için geçerli bir durgunluk/veda/unutma var artık."Bilgi" nin daha kısa cümlelerle anlık paylaşıldığı mikro bloglardan { friendfeed, twitter, tumblr gibi }ulaşılan kişi sayısı daha çok olunca,eski panayır alanımız olan makro bloglar tatsız ve siyah beyaz televizyonlar gibi gelmeye başladı.


İşte ben de onlardan biri olduğum için, son zamanlarda severek baktığım cinemagraph fotoğraflarındaki teknik detay hiç ilgimi çekmedi.Eskiden olsa nasıl yapılıyor diye hemen kurcalar bir iki deneme muhakkak yapardım...


Ben de sürüye katılmış olmaktan mutluyum, gerçek dünya daha uzun ve canlı.

Öyleyse favorilerim (:





















Linkler; Miroslav , J. K. Hering , Kasia , Jamie

 
Pin It!

5.06.2011

Beyaz kağıt..



Uçuyor halen o polenler İstanbul semalarında...
İki günü dışarıda bolca gezerek geçirince,haftanın enn sonunda hapşuruklarla ve gülümsemeyle karışık bakıyorum fotoğraflara...




Bu yıl Düşler Akademisi'ne destek olmak ve özlediğimiz arkadaşları görmek için gittik Bebek Şenliği'ne..Hava muhteşemdi,ne çok sıcak ne de soğuk.29 derece böyle miydi dedim kendime hep,tam yaşanılacak hava,ılık ve esintili :)

Bebek Şenliği'nin önceki etkinliklerini hep kaçırdık,bu sene gözüm en çok Eda'yı aradı ama göremedim.Sanırım önceki yıllara göre blogcular elini ayağını çekmiş şenlikten.Ama yine de ortam şahaneydi,her şey özenle hazırlanmış hem dinlenme hem de tasarımları yakından inceleme fırsatıyla gezmesi güzeldi Bebek Parkı'nı...

Yorgunluğu atmak için yuvarladığımız Choloate Chillers'in ardından bir de baktık ki Kerem Görsev konser veriyor.En çok cazı sever ve dinlerim ben.Müthiş iyi gelir ruhuma.Bir saatten fazla onu ve olağanüstü ekibini dinledikten sonra,"ne güzel bir haftasonuydu" diye mutlu mesut döndük evimize...




Pin It!

28.04.2011

Basılan yıldızlar...



Yan tarafta oturan amcamların evindeki eğlence,kalabalık ve telaşın aynısı bizim evde de yaşanıyordu.

Her iki evin oğlanları sünnet oluyordu,hani o her şeyin çok güzel olduğu 80'li yılların başında...

Kuzenlerle aramızda tatlı bir çekişme,gizli bir kıskançlık vardı o zamanlar.Bir ara oturma odasına girdiğimde, yeşil halının üzerinde minicik hem de mini minnacık altın yıldızları gördüm.Biri hediye getirmiş ve halının üstüne serpmişler.Kuzen hemen "sizde var mı bundaann" dedi,birkaç tanesini eline alıp "baak nasıl güzel" dedi...

Hatırladıkça gülüyorum ama o yıldızlar aklımdan hiç silinmedi.Çok çok güzeldi.İşte o yıldızları ben bu resimleri çektiğim anda tekrar gördüm.

Babamın sabunlarına gizlenen,altın gibi parlayan yıldızlar.Güneşe tuttuğumda ışıldayan,elimde mis gibi zeytin kokusu bırakan sabunlar...

Bu yılın sabunları şu an çatı katında kuruma aşamasını tamamlayıp , sevenlerine doğru yola çıkmaya başladılar.Ne yazık ki bu yıl da sınırlı sayıda üretildi.Saçlarınıza ve vücudunuza sürpriz yapın,doğanın saf ürünleriyle yenilenin.

Bilgi ve sipariş için ; İletişim

Halen isteyebileceğiniz ürünler ;

  • Saf zeytinyağı { 5 lt ve katları olarak gönderiliyor }
  • Yağlı zeytin
  • Ekşili zeytin
  • Saf Zeytinyağı Sabunu { Kg ile satılıyor.}







Pin It!

16.03.2011

Merhaba Dünya...

® photo by rdb75



Yazmak, çoğu insana göre tutku.
Kelimelerle oynamak,yenilerini keşfetmek büyük eğlence.

Ortaya çıkanları okumak yazana mutlu hissettiriyorsa herkes keyifle okur.Blogger yasağının sessiz günlerinde hepimiz
isyanlardaydık.

Artık birilerinin yolumuzu , önümüzü tıkamaması dileğiyle,
merhaba hepinize...
Pin It!
Related Posts with Thumbnails
01 09 10