24.11.2009

Etekli makaronlar,Mike'ın düğünü ve bayram yolculuğu...

® photos by; cannelle-vanille , it is me not you and Melissa Maples

Etekli makaron yapmayı başarabildiğime inanamıyorum.Lavantin, geçen haftaki yazısında bu işin korkulacak bir yanı olmadığını yazınca hemen malzemeleri çıkarıp makaronlarımı yaptım.Heyecanla fırın başında eteklenişini izledim."Hani fotoğraf?" dediğinizi duyar gibiyim,makina şehir dışında olduğundan şimdilik temsili fotoğrafla yetinelim.Makarona sevdalanıp harekete geçemeyenler Lavantin'in ve Zinnur'un yazılarından rahatlıkla istifade edebilirler...

3-4 ay önce Mike'ın kiminle evlendiğini yazmıştım ve ipuçlarından Katherine ile evlenmiş olabileceğini düşünmüştüm.Çoğumuz Susan olması için, pozitif düşüncelerini yollamıştı.

Yarın başlayacak olan 6.sezon Desperate Housewives'da tüm sorular yanıtlarını buluyor.
Mike Susan'la evleniyor.

Oysa dizinin yaratıcısı Marc Cherry'in söylediğine göre,sezon finalini yazarken kafalarında tek bir gelin vardı,o da Katherine.Daha sonra tatile giden ekip üyeleri,yaz boyunca çılgın Mike-Susan taraftarlarıyla karşılaştı.Nihayetinde gelecek tepkilerden o kadar ürktüler ki,tatil dönüşü gelini Susan olarak değiştirmeye karar verdiler.
{ Kaynak; Cncbc-e Dergi }

Yarın dizinin fanatikleri 6.sezon , 1.bölümle yeni süprizleri izlerken,biz ailecek bayram yolculuğunda olacağız.Bayram dönüşü görüşünceye dek herkese mutlu,sağlık ve neş'e dolu bayramlar diliyorum...
Pin It!

22.11.2009

Sosyetenin tasma merakı...


® photo by wcmessenger


Modern çağdayız diye,her anne evladını farklı şekilde yetiştiriyor ya şimdi,olan sonuçta yine çocuklara oluyor.

Dün Kanyon'da gezerken önümüze çok şirin bir çocuk çıktı 3-4 yaşlarında.Birden biri çekiştirdi bir baktık ki,sırtında tasmasıyla annesi çocuğu çekiyor.Köpek muamelesi değildir de nedir bu?

Bilmiyorum,aramızda bunu yapan anneler var mı? Varsa da onları anladığımı söyleyemeyeceğim kusura bakmasınlar.Benim oğlum da inanılmaz hareketli tavanlara tırmanan bir çocuktu ama asla aklıma böyle birşey gelmedi.

Sevgili Aydan Atlayan Kedicim yazmıştı bir yazısında,bizim ülkemizde olmaz böyle şeyler diye teselli etmiştik kendimizi...

E bu nedir şimdi ya? Anne rahat etsin diye tüm bunlar,çocuk yeter ki tutsak kalsın...

Annelik ne çok fedakarlık gerektiriyor,onları kucaklarına alarak ve sevgiyle yatıştırabilir insan.Dory'in fedakarlığını ve yaşadıklarını okuyanlar biliyor.Dün,velayetin kendisine verildiğini yazmış.Onunla birlikte kaç anne sevinç gözyaşları döktü kimbilir.Bundan sonra herşey gönlünce olsun Doryciğim...

Tasma meraklısı sosyetik hanımlar,o tasma bir gün sizin boynunuza geçecek de o zaman göreceksiniz siz...
Pin It!

20.11.2009

Yaptık,taktık... ( 3.Eser )



Biz iki kızkardeş elişi konusunda çok becerikli değildik okul yıllarında.Sevgili kuzenlerimiz, nakış,kaneviçe ve dantellerle çeyizlerini hazırlarken bizim aklımız bin karış havadaydı...

Nakış yapıp seveceğimizi söyleyen olsa güler geçerdik herhalde...

Ama öyle bir elişi bulduk ki kendimize,tüm yılların acısını çıkardık.

Semtteki bütün tuhafiyecilerle kanki olduk,
nakış iplerine aşık olduk,
kasnak,iğne ne varsa bayılır olduk.
Servetimizi buraya harcar olduk...

E olacak o kadar değil mi?



Punch needle olarak bilinen punch nakışı bize bulaştığından beri sürekli ilham yağıyor beynimizin elişi lobuna :) Lolly sayesinde keşfettiğimiz bu yeni tutku için Türkçe kaynak neredeyse yok.Euphoric sağolsun yabancı kaynakları dinleyerek,okuyarak bu işi çözdü.

Punch needle ile 5 boyutlu sonuçlar elde ettiğimizden,çerçeveyi de 3 boyutlu yaptırdık.


Bayram hediyesi için anneciğimize hazırladığımız bu şahane tablo haftaya bizimle yola çıkacak.Annemiz ilk gördüğünde nasıl sevinecek nasıl mutlu olacak kimbilir.

Bağımlısı olduğumuz bu yeni hobimizle yaptığımız ve yapıyor olduğumuz diğer eserleri de sonraki yazılarda paylaşacağız.

Ama biz önce kuzenlerimize hava atmanın yollarını düşünelim di mi :)

Pin It!

19.11.2009

Telefondaki ses...

® photo by psychotic-kitten


Günün en çıldırtıcı saatleriydi,günsonuna yaklaşılmış ve işler çığrından çıkmak üzereydi.

Köşedeki masada oturan bayan,aldı ahizeyi eline;

"Hümeyra ben,buyrun nasıl yardımcı olabilirim size?"

"Hümeyra Hn,çok acil işlemim var.Sabahtan beri imkb hızlı düştü,elimdeki son lotları bozdurup transfer yapmalıyım."

" Tamam İpek Hanım hemen gerçekleştiriyorum işleminizi."

" Bunu duyduğuma inanamıyorum çünkü yarım saattir 2-3 arkadaşınızdan azar işittim geciktiğim için.Müdürünüzün adını verirseniz,sizin gibi bir çalışanı olduğu için çok şanslı olduğunu haber vermek isterim kendisine."

" Hiç gerek yok böyle şeylere İpek Hn,size yardımcı olmak beni için büyük mutluluk."

Aradan birkaç gün geçer,İpek Hn yeniden arar...

"Hümeyra Hn,sizi tekrar rahatsız ediyorum ama o günden beri çok merak ediyorum.O yoğunlukta,nasıl ılımlı,anlayışlı ve içten olabiliyorsunuz,bunun bir sırrı var mıdır?"

"O sizin bakış açınız,teşekkür ederim İpek Hn."

"Hayır hayır muhakkak bir sebebi olmalı.Sizi her daim mutlu eden bir kocanız mı var? Ya da son zamanlarda müjdeli bir haber mi aldınız? Nedir herkese böyle iyi davranabilmenin sırrı?"

"Yaşama sevinci..."

"Nasıl ama?"

"Herkesin yüreğinde kocaman bir yaşama sevinci vardır.Büyüdükçe istek ve arzularımıza yenik düşerek onu öldürmeye çalışırız.Elimdekilerine şükrederek ve her anın kıymetini bilerek geçirdiğimde yüreğime yaşama sevinci dolar.Ben mutlu olunca,baktığım ve gördüğüm insanlar da mutlu olur.Mutluluğu kendim yaratırım.Mesela şu an sizinle konuşurken yaşadığım mutluluk sayesinde,masamda duran karanfiller etrafa daha çok koku yaydılar.Onlar bile aldı nasibini mutluluktan..."

"Bana da bulaştırdığınız ve bazı şeyleri hatırlattığınız için çok teşekkürler Hümeyra Hn,iyi akşamlarınız olsun sizin..."



Pin It!

17.11.2009

Müşteri gözüyle tabelalar...

Kriz kriz dendi aylarca,
İndi tüm tabelalar işyerlerinden...

Ekonomiye nihayet can gelmiş olmalı ki,yine yükseliyor tabelalar...

Kepenkler açılıyor,yüzler gülüyor.
Esnaf,bakkal,usta ve tüm dükkan/mağaza sahipleri mutluluk içinde...

Dükkana müşteri ziyaretinde büyük etkisi olan tabelalarda her hafta ilginç şeyler görüyorum.Reklamcıların bilgisini sınırsız kullanabildiği görememek çok üzücü.

Çiğ köfteci için yaptıkları tabelada,bir tepsi sıkma çiğ köfte üstüne de çiğköfteci ali efendi yazıyorlar.Ürün resmi koyunca tok karına baktığımda ne kadar itici geliyor bir bilseniz...

Eee bir de "bay terzi" adında bir yer var ki,tabela yıllardır 1,70 lik adam boyuya duruyor duvarda.

Hele hele tavukçular için yapılan tabelalarda tavuk resmi,kızarmış kalça filan varsa asla girmiyorum içeriye..

Bundan 5-6 yıl önce Kadıköy'e giderken gördüğüm Güven Mobilya vard.Tabelasını öyle başarılı buldum ki,mobilyaları ne kadar sağlam ve farklı kimbilir diye düşündüm...

Tabela yaptıracak dükkan sahiplerine yalvarıyorum.Ne de olsa para verip birşey yaptıracaksınız,sade olsun deyin,siz de araştırın fikir yürütün.Tabela ne kadar duru olursa , mağaza o kadar ilgi çekici oluyor...Dükkanınızı tasarlayıp açıyorsanız,tabelayı da tasarlayabilirsiniz pekala.


Hem bizlerin gözleri de inlenmiş olur,karmaşaya ne gerek var ki....

İşte en beğendiğim tabelalar;




Pin It!

12.11.2009

En çok neyi duymak isterdin?

® photo by Guido Musch


Doğada ne çok ses var,
kulaklarımızı kapattığımızda bile duyabildiğimiz nice esrarengiz ses...

Seslerin hepsini duyabilmek,duyduklarımızla kendimizi yetiştirebilmek,geliştiğimiz ölçüde de şükredebilmek...

İşitme cihazlarımız sayesinde duyamadığımız ses yok neredeyse.Ama ben dostlarıma merak ettiğim soruyu sordum yine de...Hepsi birbirinden başarılı,zeki,akıllı ve azimli insanlar.

Çevremdeki işitme kayıplıların bu başarısı beni öyle mutlu ediyor ki...

Onlara yönelttiğim soru şuydu;

En çok neyi duymak isterdin?

İşte birbirinden farklı,
birbirinden güzel yanıtlar;

  1. Toplum içindeki konuşmaları kaçırmayacak kadar duymak...{ ümit yüksel - denizli - 35 yaş - elektronik mühendisi - %60 işitme kaybı }


  2. Acaba bizlerin cihazla işittiği sesler, gerçekte de aynı mıdır? Yani, kulağı normal işiten birinin o sesleri algılaması bizimki gibi midir?

    Kimi müzik parçasını dinlediğimde, cihazımızın frekans aralığı 6000 hz'e, bilemedin 8000 hz'e kadar uzandığı için, bu frekansların üstündeki sesleri işitmemek o parçanın orijinal halini duyamamış olmamız sonucunu doğurur.

    Ama orjinal haliyle bizim işitebildiğimiz hali çok mu farklıdır, bunu merak ederim zaman zaman... { Wise - 45 yaş - Veri analisti - 70 db işitme kaybı }


  3. Dinlediğim şarkıların sözlerini duymak isterdim... { Gökkuşağı - 26 yaş - eczacı - 80 db işitme kaybı }


  4. Duyamadığım epey güzel sesler var.Şu an müziğin sözleri gibi... { Newman - 29 yaş - bilgisayar teknikeri - 80 db }


  5. insanları duymak, mümkünse dudaktan anlayabilmek,sevdiğim hobilerden müzik dinleyebilmek, televizyonda söyleneni anlayabilmek isterdim... { Esra - 25 yaş - bankacı - 120 db işitme kaybı }


  6. Dün gibi hatırlıyorum şu 5+1 ses sistemleri yeni çıkmıştı. Bir arkadaşıma film izlemeye gittik. Ses sistemini kurdu ve filmi izledik. Film bittikten sonra bana dönüp..

    _Hamza duydun mu ? Nasıl ses bir sağdan bir soldan bir arkadan bir önden geldi. Nasıldı ?

    _Kardeşim kusura bakma dedim. Benim tek kulağım duymuyor. Hiçbir zaman Stereo ses duymadım hep mono kaldım diyince şaşırmıştı.

    Merak etmişimdir. Tek kulakla sesin nereden geldiğini yada stereo dolby digital ses sistemlerinin nasıl bir keyif verdiğini merak etmişimdir. Ben tek kulakla asla sesin nereden geldiğini anlayamadım. Mono da aynı stereo sadece stereo olunca ses biraz daha yüksek geliyor sanki :) { TEAkolik -Hamza Şamlıoğlu - 29 yaş - Bilgi&İşlem Sorumlusu - İşitme kaybı Sol kulak %100 Sağ kulak %0 }


  7. fısıltıları duymak isterdim... { Recep Hilmi Tufan - 21 yaş - öğrenci - %35 işitme kaybı }


  8. seslerin gerçek halini duymak isterdim...{ Koray Çivril - 26 yaş - Fotoğrafçı+Art Director - 80 db işitme kaybı }


  9. bazı ortamlarda bir grup kişi fısıltıyla konuşur,bu fısıltıları duymak isterdim... { Pırlanta - 30 yaş - araştırma görevlisi, 35-40 db işitme kaybı }


  10. cep telefonundan, annem&babamla konuştuğumda onların her dediğini duyabilmek isterdim... { delfina - 35 yaş - bankacı - 90 db }

Pin It!

10.11.2009

Umut ve neşeyle bakan gözler...

® photo by lunar stone


Eskiden benim için sadece bir hayaldi...

Ulaşılması imkansız gibi bir hayal...

Oysa ben hep, gerçekleştirebileceğime inandığım hayaller kurmayı sevmişimdir.

Bayramlarda TRT'de yayınlanan Türk filmlerini izlemek için,erkenden öpülecek elleri öper,bayram harçlıklarımızı doyasıya harcar sonra soluk soluğa eve koşardık.Saat 15:00 gibi başlardı filmler...

Film başlardı ama ben birşey anlamazdım ki...

Sadece görsel olanlarla yetindim Türk filmlerini izlerken.Dediğim gibi,bir gün gerçekten filmlerimizi izleyebileceğim ( işitsel+görsel ) hiç hatırıma gelmezdi.

Bunu benim için mümkün kılan birileri var.İmkansız sandığım şeyi gerçeğe dönüştürenler var.

Koskoca Divxplanet ordusu var arkamızda.Ordu gibiler çünkü,yılmıyorlar,olumsuzluklara pes etmiyorlar ve halen sosyal sorumluluk kapsamında bizleri her gün mutlu etmeye devam ediyorlar...

Dünya üzerinde yaşayan tüm Türk İşitme Kayıplılara verilen ücretsiz bir hizmet bu.

Onların adını anmak,çevirdikleri yüzlerce Türkçe filmi doya doya seyretmek benim için müthiş bir mutluluk,inanılmaz bir gurur.

Divxplanet ile gurur duyuyorum.
Onların bu başarısına lütfen siz de katkıda bulunun.

Özellikle işitme kayıplı olup Türkçe Filmi izleyen arkadaşlarım düşüncelerini forumda paylaşırsa sevinirim...

Kayıpsız arkadaşlarım,sizler de, "Ne yapabiliriz diyorsanız";

  • düşüncelerinizi forumdaki kısma aktarabilir,
  • çevrenizdeki işitme kayıplılara "artık sen de izleyebilirsin" müjdesi verebilirsiniz.
Onlar gönüllü olarak,saatlerce bıkıp usanmadan çeviriyorlar,bizlerden bir ses gitmesi ne kadar mutlu eder onları değil mi?

Yorumları onlara yazacağınızı bilerek bu yazımı yorumlara kapatıyorum...

Teşekkürler tüm evrene...

Pin It!

9.11.2009

Doğal antiseptik temizleyici; Zeytinyağı Sabunu



Dünya'da paniğe yol açan domuz gribi yüzünden hepimiz öncelikle el temizliğimize önem verir olduk.Banyoda vücut ve saç temizliğinde kullandığım ve yüzlerce eve konuk olan sabunlarımız biraz iri yapılıdır.

Dün birini alıp bıçakla 2'ye böldüm,el temizliğinde de kullanmak üzere lavaboya koydum.Diğer sabunlarla sabunluyoruz fakat elde sadece kokusu kalıyor.Mikrobu öldürme ve besleme konusunda yetersiz olduğunu düşündüğüm sıvı ve hoş kokulu sabunlar çöpün yolunu tuttu dün.

Hem dezenfekte,hem de besleyici özelliği sayesinde,saf zeytinyağı sabununuzu el temizliğinde de güvenle kullanabilirsiniz.Ciltteki sivilce,egzama,kaşıntı gibi deformasyonları ortadan kaldırmada zeytinyağı sabunu eşsiz doğal bir nimet.

Tüm mikropların evlerimizden,vücutlarımızdan uzak kalması dileğimle...
Pin It!

6.11.2009

Altına İmzamı Atarım...



"Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."


10 Kasım'da Atatürk'ün huzuruna sunulacak tüm imzalar için,
ülkemize olan bağlılığımızı,kenetlenişimizi gösterme fırsatı sunan
A. Şebnem SOYSAL ve Erkan BAL'a sonsuz teşekkürler...

Siz de katılmak isterseniz; Altına İmzamı Atarım
Pin It!

4.11.2009

Yaptık,taktık... ( 2.Eser )



Aynamızın önündeki en karışık yer neresi?
Küpelerin olduğu yer değil mi?

Kutuya koyarız teki bulunmaz,
mukavvaya kumaş sarar,iplere asarız bu sefer modası geçer...

Ne yapalım ne yapalım derken,Muğla pazarında gezdiğimiz bir gün elek aldık.




Doğal renginde mi kalsın,boyasak mı derken,kızkardeşim euphoric evdeki ahşap boyalarla bu yılın en sevdiğimiz rengi olan turkuaza boyadı...Renk ve sonuç şahane oldu.

Anneannemiz yıllarca bu eleklerde bulgurları üflerken,biz de duvarımıza asıp küpelerimizi sallandırdık.

Zamane gençliği dedikleri şey; biz olsak gerek...




Pin It!

3.11.2009

Yollar...


® photo by
biewoef

Ah şu büklüm büklüm yollar,
Seni bana getiren
Sonra alıp götüren.
Hep hasret çektiren
Kavuşturan,ayıran...

Şimdi kimbilir hangi yollardasın,
Hangi sevdalardasın,
Ama sen benim canımdasın...

Ahh...bilmem ki;bir daha,
Bir daha seni bana getirir mi?
Bu büklüm büklüm sevda dolu yollar...

Şair; Özgül TEZBAŞARAN / Yol Düşleri adlı şiir kitabından.
Pin It!

2.11.2009

Bazen izlediğim dizilerde,


bazen de geçtiğim yollarda görüyorum onları...

Karanlığın dante gibi ortasında olduğum anlar vardır...

Mesela tenha bir yerden geçiyorumdur trenle,karanlığın
en koyusunda yükselen ışıkları görürüm birden...

Gökdelenlerde yanan 3-5 lamba,hastanede koşturan hemşireler,doktorlar,esnaf lokantasındaki acemi garson,daha çokları...

Herkes evinde,sıcacık yuvasında iken,o insanlar o saatlerde çalışıyordur...

Ve bunu mümkün kılan şeyin;huzurlu bir iş ortamı,neşeli ve samimi
iş arkadaşları olmalı diye düşünür,inandırmaya çalışırım kendimi...



Yoksa ben karanlıkta süzülüp giderken,
onlar mutsuzlukta yitip gitmesinler...

® photos from Termin8er and IMDb
Pin It!
Related Posts with Thumbnails
01 09 10