30.12.2009

Engelsiz Yılbaşı partisinden haberler...

® photo by düşler akademisi

Sahnede dönen fosfor cümbüşe alkış tutan bir delikanlı vardı...

Her alkışta sonsuz bir coşku,
inanılmaz bir mutluluktu onun yüzünden akan...

Kadın sahneyi videoya çekiyordu,o geceden hatıra kalsın diye...

Oysa kameraya şöyle bir bakıldığında görülen şuydu ki;oğlunun sevincini gizlice kayıt altına alıyordu deniz gözlü,yüreği büyük anne...

Zihinsel engelli 24 yaşındaki yerli Jim Carrey'imiz o geceki coşkusunda, ailesine manevi güç katmış, çekilen onca sıkıntıyı unutturmuştu kısa süreli de olsa...

® photo by düşler akademisi

Fırtınalı ergenlik dönemini geride bırakıp kişiliklerini sağlam temellere oturtan bir grup vardı az ilerde.

Hepsi de işitme kayıplı...

Sahne ışığında,
sahne karanlığında provalar..

Sadece işaretle...

Yüksek sese rağmen,seslenmeye gerek kalmadan...
sanki telepati ile anlaşırcasına...

uyum,ritim ve muhteşem bir şov...

" işte hayat böylesine güzel" dercesine yaptıkları break dans gösterilerinde,ghetto yer yerinden oynadı.

İçlerinde en ufakları olan ve hayatının ilk disco tecrübesini yaşayan delfina'nın oğlunun da yer aldığı "michael jackson-beat it" gösterisi
ise şahaneydi.

Müzik duyulsun duyulmasın,tınılar gözlere,sesler yüreğe geliyordu ya gerisi şahane bir şovdu.

......

Onlarca down sendromlu;onlarca gülücük demekti...

Yeri geldi break dansa eşlik ettiler,yeri geldi tango yapan kızlara öpücük attılar.Ortam onlarla anlam kazandı,gözlerindeki ışıltıyla...

O gece Ghetto'daki sinerji müthişti,tüm engelli ve engelsizler bir arada herkes birbirini mutlu etme telaşında.

Düşler Akademisi Yılbaşı Partisinde herkes tek yürekti.
Ve bu Delfina'nın ömr-ü hayatı boyunca gördüğü en anlamlı,en sevgi dolu partiydi...

Teşekkürler Düşler Akademisi,
Teşekkürler Ghetto...
Pin It!

28.12.2009

Herkes için Yılbaşı Partisi!




Yeni yıla hep birlikte merhaba diyeceğimiz parti Düşler Akademisi tarafından düzenleniyor.

Bu akşam Ghetto’nun kapıları engel tanımayan herkese açık!
Pin It!

25.12.2009

Korkum kadar varım!



® photo by
idyguy

Elif'in ailesi 5.katta oturuyordu ve bina 6 katlıydı.Evde anne ve baba yaşıyor,gece aniden uyandıklarında bir bakıyorlar ki yataklarının başında bir adam bekliyor.Nasıl korkuyorlar nasıl.Hırsız,5.kata çıkmayı,sesizce daireye girmeyi nasıl başardıysa,o yaşlı çifti korkutmayı da o kadar başarıyor...

Daha sonraki günlerde bir blogcunun başına da aynı olay geliyor.Kadın bir uyanıyor,başında şapkalı bir adam...

12 yıldır oğlumla yalnız yaşayan bir kadın olarak yalnızlıktan hiç korkmaz,hayalimde karmaşık sahneler yaratmazdım...Bu haberleri üst üste duymak ise korkumu meydana çıkardı.

İşte son 2 yılım,bu korkuyla geçti.

İlk başlardaki halim çok kötüydü.Odamın kapısını kilitliyor,kapının altındaki ışık izinden biri geçer mi diye takip ediyordum.Çoğu zaman da sırf bu yüzden uykusuz kalıyor,işe bitkin bir şekilde geliyordum.Haftalarca uyuyamadığımı biliyorum...

Gel gör ki,bunu itiraf etmek,korkunun üstesinden gelebilmek için yardım almak hiç aklıma gelmedi.Daha doğrusu insanın korkuları ile yaşamayı öğrenmesi,anlatmanın ayıp birşey olduğuna inandırdım kendime hep...

Baktım ki ipin ucu kaçıyor ve oğlumun diline de dolanmak üzereyim,Mehtap'ın diyet sınıfından tanıdığım Sevgili Çiğdem’in kapısını tıklattım.

Cümlelerindeki samimiyeti,dürüst oluşu,onca yoğunluğuna rağmen vakit ayırıp yardımcı olmak istemesi ve tabii ki bu konular üzerindeki sağlam bilgileri sayesinde kendimi ona bıraktım.Derdimi bir çırpıda anlattım…

Korkumu anladı,dinledi ve yönlendirdi.Neler yapmam gerektiğini bıkıp usanmadan anlattı.Ve ilk denememdeki gecede muhteşem bir şey oldu.

Kilitsiz uyudum,başardım….

Dualarımı her zamankinden daha güçlü yaptım,teknikleri harfiyen uyguladım. O anda neş'e geldi birden,kendime güvenim geldi.Hemen dalmışım uyumaya...Gece ara ara uyandım,hep gülümsemeyle."Ya Delfina boşuna korkuttun kendini,bir kelamla iyileştin bak" diye güldüm kendi kendime...

Huzurla uyumanın lezzetini unutmuşum,
uykuyu yeterince alıp güne başlamanın hazzını unutmuşum.

E ben nasıl yaşamışım 2 yıl yaa…Ertesi günü hemen Çiğdem’e coşku dolu bir mail attım.” Şimdi yanımda olsan sımsıkı sarılmaz mıydım sana Çiğdem...”dedim,o kadar mutluydum yani…


Artık geceleri huzurluyum,mutluyum ve dinginim…

Önceden insanların korkularını anladığımı sanırdım,"bu da geçer" , "niye boşuna kendini korkutuyorsun" derdim.Oysa onları hiç anlamamışım.

Benim artık bir yaşam koçum var.

Korkusu olan,sıkıntısı olan herkesin yardım alabileceği güzel yürekli bir insan o. Küçük hediyemizi kabul ettiğin ve ellerimi sımsıkı tuttuğun için sana ne kadar teşekkür etsem azdır...

Pin It!

23.12.2009

Sevgi damlası bir onda,bir bende...Bir de zeytinyağında...


® photo by bertvthul

Dünyanın en leziz,en güzel,en anlamlı sıvılarından biri neydi?

Zeytinyağı...

Bir sıvıyı insan bu kadar över mi diyebilirsiniz,övgüyü hakedişi lezzetinden çok güzel şeyleri buluşturmasından.Mesela sağlık getiriyor,içenleri güzelleştiriyor ve sevenleri birleştiriyor...

İsmimin diğer manası "dilek".Ve hayatımda dilediğim tüm dilekler gerçekleşti,bir de hayatıma giren dilek’ler var ki hepsi birbirinden özel birbirinden iyi…

23 Nisan Çocuk Bayramında,bayram benim oldu.Eee ben de çocuğum,neşe doldum,hayatıma dünya tatlısı bir Dilek girdi diye.

Dilek Teyze,zeytinyağımızdan almak istiyordu.Mailinde kullandığı duygu dolu kelimeler ve yazılarımı virgülüne kadar okuduğu belli olan cümleleriyle mest olmuştum.Zeytinyağımız ona ulaştıktan sonra yağımızın ondan tam not alması beni en sevindiren şeylerden biriydi.Çünkü o bir Tariş emeklisiydi ve kaliteyi hemen anlıyordu.

Özel günlerimi unutmayan,bayramlarda bile mail atan,annemle telefonda konuşup kardeş olan bu dünya tatlısı Dilek Teyzem,zeytinyağının buluşturduğu güzelliklerden biriydi işte.

"Delfinacım,merhaba demek istiyorum öncelikle.

Biliyor musun kendimi mahcup hissediyorum biraz ama ilk önce anneciğinin beni çooook sevindiren jesti (sabun kutusu ile birlikte küçük bir demet kasımpatı ,tuzlanıp olgunlaştırma tarifi içine yazılmış bir torba zeytin ve bir torba benim ismini kesme diye bildiğim ev makarnası ) beni çok duygulandırdı bu zarif davranış.

Cumartesi günü kargoyu alınca hemen telefonla aradım yanıt alamadım akşam üstü bir kez daha aradım yine ulaşamadım. Daha sonra olan tamamen benim tembelliğim Delfina'ya bugün yazarım yarın yazarım derken bir baktım ki 2 hafta olmuş bile.

Her ne kadar sevincimi kelime uzatarak gösterdiğimi zannetsem de yazdıklarımı bir kez daha okuyunca gördüm ki koliyi açtığım zamanki sevinci hissettiğim gibi yansıtamamışım. Olsun benim duygudaş kızım annesine anlatırken hissettirir diye düşünüyorum.

Seni ve Burak'ı çok öpüyorum , anne ve babacığına teşekkür ve selamlarımı iletiyorum"

Dilek Teyzecim,2010 ikimize en güzel şekilde gelsin.Tüm güzellikler,kolaylıklar,sağlık ve afiyet üzerimize olsun.Öyle kuvvetli istedim ki bu dileği,isimdaş olmamızdan da hemen gerçekleşsin diye...

Eyy zeytinyağı,iyi ki varsın.
Dünyanın sudan sonra gelen en güzel sıvısı...
Dur bakalım ben seni daha çok öveceğim....


Pin It!

22.12.2009

Sunta Kılıklılar...


......

Feminizm,kadın hakları,çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek,yemek yapmayı bilmeyen,bizim istikbalimiz olan yavrularımızı,abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek,damak zevki gelişmemiş,sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan biri haline getirmişlerdir...

demiş Antep'li bir kebapçı...

Lokantasına astığı broşürü bu aralar maillerde dolaşıyor.Dolaşan mailleri burada da tekrarlamayı sevmem ama,burada öyle güzel mesajlar verilmiş ki,paylaşmadan geçemedim.

Zengin yemek kültürümüzü,alnımız dik olarak gelecek nesillere öğretemezsek suç bizde olmaz da kimde olur?

Broşürü okumak için resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz...

{ }
Pin It!

20.12.2009

Kahvaltı...

® photo from Lala

"Tavuk bir yaşına geldiğinde yumurta yapmaya başlar.Yavaş yavaş büyür,beslenir çimenlerde,kümeste.Normal yürüyen ve beslenen bu tavuklar 1 senede yaklaşık 1 kg 100 gr yumurta yaparlar...

Ama tavuk çiftiklerinde n'aparlar?Civcivleri spot ışıklar altına koyarlar ışığı bir açarlar,2.5 aylık civcivler ( cırık ), gündüz oldu zanneder başlar yumurta yapmaya.Günde 2 yumurta yapar biri.İlk anlatığımdaki tavuk ise 3-4 günde bir yumurtlar.

E kızım bu yumurtanın tadı ondan bizim köydekilere benzemiyor işte..."

Son günlerde,sabah kahvaltılarımız,bol sohbetli,tarçınlı kek kokulu,sınırsız sevgi ile geçiyor.Babamın bu anlatışlarına bayılıyorum.Belki binlerce kez dinlediğim bu güzel öğretileri sayesinde;farkındalığım yenileniyor,farkındalığım artıyor ve daha mutlu bir insan oluyorum...

Huzuru içine doldurabilen insanların çoğunluğu,topraklara basan,toprakla haşır neşir olanlar gibi geliyor.Ondan öğrenecek daha çok şey var.Bazı alıntıları bu hafta da paylaşmaya devam edeceğim müjdesini verirken,mutlu haftalar diliyorum hepinize...

Pin It!

9.12.2009

Çocuğum Adıyaman'da...

Hem adsız,
hem umutsuz...

Çünkü yalnız,
çünkü sevgisiz....

Yüreği sevgiyle dolsun diye kimi çocuk yuvasında,kimi rehabilitasyon merkezi'nde...

Ellerinden tutmamızı bekliyorlar,tek istekleri göndereceklerimiz kullanılmış olmasın,yeni olsun....

Yeni yılda,yepyeni hediyeler almayı seven bizler,yepyeni hediyelerimizi vereceğimiz kişileri bulduk işte...



Şebnem,Erkan...
Muhteşemsiniz...
Pin It!

7.12.2009

Devasa koli süprizi...




Ofiste beni en mutlu eden şeylerden biri,Esra'nın "kargon gelmiş" diye haber vermesi.Esra yıllardır benim ofisteki kulağım.Ömrü uzun ve sağlıklı olsun inşallah...

Ne diyorduk,ha işte bu mutluluğu son zamanlarda daha sık yaşar oldum.Bir koli annemlerin süprizi,bir koli dostlarımın süprizi,bir koli aldığım ürünler derken, son gelen koli süpriz kolisi oldu.

Hiç beklemediğim bir yerden kocaman bir koli geldi.

İçinde bir sürü A-box Şeffaf Ayakkabı Kutusu.O gün o kadar mutlu oldum ki,çünkü ne zamandır almak istiyordum kısmet olmamıştı.Evde ayakkabıları içine dizince ve ayakkabı dolabının son halini şöyle bir bakınca anladım ki bu kutulardan her eve lazım.Hem "ayakkabım nerde" karmaşasına son veriyor hem de düzenli görünüm sağlıyor.

Ürün Yönetiminden sorumlu Arzu Hanım'a süprizi için çok ama çok teşekkür ediyorum.Şeffaflık dolu haftalar diliyorum herkese...

Pin It!

4.12.2009

Hasır şapkadan altın yıllara...



Barbora Bobulova'nın Coco Chanel'in gençliğini canlandırdığı film dün akşam Cnbc-e 'de gösterildi.2.bölümünün önümüzdeki perşembe oynayacağı bu güzel filmde başarı hikayesinin anlatımı çok etkileyiciydi.

Azimli,inatçı ve özgür ruhlu kadınların aşamayacağı bir zorluk olmasının imkansız olduğunu anlatıyor filmde.Henüz sinema filmini izlememiş biri olarak,Barbora Bobulova'nın oynadığı bu filmi çok beğendim.



İşte Vural Gökçaylı'nın kaleminden Coco Chanel;

• Hep şarkıcı olmayı hayal eden Coco (Koko) lakaplı Gabrielle Bonheur Chanel’in bu lakabı ilk şarkısı “Qui qu’a vu Coco sur le Trocadero”dan gelmektedir.

• 20. yüzyılın başında, kadınlar uzun süslü giysilerin, dar korselerin içine sıkışmıştı. Küçük siyah elbiseyi, ünlü tayyörü, “No 5 Chanel” parfümünü yaratan Gabrielle “Coco” Chanel, onları özgürlüğe kavuşturdu.

• Marilyn Monroe reklamlarıyla efsaneleşen “Chanel No5” parfümünü çıkarır.

• “A la garçonne” kısa saç modasını lanse eder.

• Plili etek, cepli tayyör, kloş şapka, düşük bel ve dizde elbiseleriyle Charlestown yıllarının sembolü olur...
Pin It!

3.12.2009

Masanın üstündekiler...


® photo by ilco

Ben bir ütüsever ve ütükolik oldum artık...

Önceleri ütü yapışım;o gün giyeceğimiz kıyafeti sabah erken kalkıp ütülemekti.Ama dolap ütülenecek yığınlardan ötürü çok karmaşık görünürdü.

euphoric'in düzenliliği sayesinde ne çok şeye bulaştım ben.Ondan öğrendiğim yığınla şey,kardeşliğin sımsıkı bağlarını kenetlemeyi sağladı.Teşekkürler canım kızkardeşim...

Zihni salıvermek,bilinçaltını serbest bırakmak ütüyle daha kolaymış,bunun mümkün olduğunu gördüm.Kırışıklıklar düzleştikçe;beynimdeki karmaşıklık azaldığından, umursamıyorum terleyip yorulmayı...

Kuruyan çamaşırların direk ütü masasına uğraması sayesinde yeni bir alışkanlık daha edinmiş oldum.Ve 35 yaş ile gelen bu alışkanlıklarımla { diğeri punch needle } büyüyen kendimi, daha çok takdir ettim,daha çok beğendim...

Pin It!

1.12.2009

Kartlar...


Şükran ve minnet dolu bir bayramı geride bıraktık.Zeytin yapraklarının güneş ışığıyla parladığı,şemsiye tipi çamların kasım aşkına son kokularını saldığı anlara denk geldi Lagina dinlencemiz...

Hayata daha kuvvetli odaklanmak için,bereket,huzur ve mutluluk çevremizde...Hayatımda çok şey için minnettarım.Güzelliklerin,hepimizde katlanarak artması dileğiyle...













Pin It!

24.11.2009

Etekli makaronlar,Mike'ın düğünü ve bayram yolculuğu...

® photos by; cannelle-vanille , it is me not you and Melissa Maples

Etekli makaron yapmayı başarabildiğime inanamıyorum.Lavantin, geçen haftaki yazısında bu işin korkulacak bir yanı olmadığını yazınca hemen malzemeleri çıkarıp makaronlarımı yaptım.Heyecanla fırın başında eteklenişini izledim."Hani fotoğraf?" dediğinizi duyar gibiyim,makina şehir dışında olduğundan şimdilik temsili fotoğrafla yetinelim.Makarona sevdalanıp harekete geçemeyenler Lavantin'in ve Zinnur'un yazılarından rahatlıkla istifade edebilirler...

3-4 ay önce Mike'ın kiminle evlendiğini yazmıştım ve ipuçlarından Katherine ile evlenmiş olabileceğini düşünmüştüm.Çoğumuz Susan olması için, pozitif düşüncelerini yollamıştı.

Yarın başlayacak olan 6.sezon Desperate Housewives'da tüm sorular yanıtlarını buluyor.
Mike Susan'la evleniyor.

Oysa dizinin yaratıcısı Marc Cherry'in söylediğine göre,sezon finalini yazarken kafalarında tek bir gelin vardı,o da Katherine.Daha sonra tatile giden ekip üyeleri,yaz boyunca çılgın Mike-Susan taraftarlarıyla karşılaştı.Nihayetinde gelecek tepkilerden o kadar ürktüler ki,tatil dönüşü gelini Susan olarak değiştirmeye karar verdiler.
{ Kaynak; Cncbc-e Dergi }

Yarın dizinin fanatikleri 6.sezon , 1.bölümle yeni süprizleri izlerken,biz ailecek bayram yolculuğunda olacağız.Bayram dönüşü görüşünceye dek herkese mutlu,sağlık ve neş'e dolu bayramlar diliyorum...
Pin It!

22.11.2009

Sosyetenin tasma merakı...


® photo by wcmessenger


Modern çağdayız diye,her anne evladını farklı şekilde yetiştiriyor ya şimdi,olan sonuçta yine çocuklara oluyor.

Dün Kanyon'da gezerken önümüze çok şirin bir çocuk çıktı 3-4 yaşlarında.Birden biri çekiştirdi bir baktık ki,sırtında tasmasıyla annesi çocuğu çekiyor.Köpek muamelesi değildir de nedir bu?

Bilmiyorum,aramızda bunu yapan anneler var mı? Varsa da onları anladığımı söyleyemeyeceğim kusura bakmasınlar.Benim oğlum da inanılmaz hareketli tavanlara tırmanan bir çocuktu ama asla aklıma böyle birşey gelmedi.

Sevgili Aydan Atlayan Kedicim yazmıştı bir yazısında,bizim ülkemizde olmaz böyle şeyler diye teselli etmiştik kendimizi...

E bu nedir şimdi ya? Anne rahat etsin diye tüm bunlar,çocuk yeter ki tutsak kalsın...

Annelik ne çok fedakarlık gerektiriyor,onları kucaklarına alarak ve sevgiyle yatıştırabilir insan.Dory'in fedakarlığını ve yaşadıklarını okuyanlar biliyor.Dün,velayetin kendisine verildiğini yazmış.Onunla birlikte kaç anne sevinç gözyaşları döktü kimbilir.Bundan sonra herşey gönlünce olsun Doryciğim...

Tasma meraklısı sosyetik hanımlar,o tasma bir gün sizin boynunuza geçecek de o zaman göreceksiniz siz...
Pin It!

20.11.2009

Yaptık,taktık... ( 3.Eser )



Biz iki kızkardeş elişi konusunda çok becerikli değildik okul yıllarında.Sevgili kuzenlerimiz, nakış,kaneviçe ve dantellerle çeyizlerini hazırlarken bizim aklımız bin karış havadaydı...

Nakış yapıp seveceğimizi söyleyen olsa güler geçerdik herhalde...

Ama öyle bir elişi bulduk ki kendimize,tüm yılların acısını çıkardık.

Semtteki bütün tuhafiyecilerle kanki olduk,
nakış iplerine aşık olduk,
kasnak,iğne ne varsa bayılır olduk.
Servetimizi buraya harcar olduk...

E olacak o kadar değil mi?



Punch needle olarak bilinen punch nakışı bize bulaştığından beri sürekli ilham yağıyor beynimizin elişi lobuna :) Lolly sayesinde keşfettiğimiz bu yeni tutku için Türkçe kaynak neredeyse yok.Euphoric sağolsun yabancı kaynakları dinleyerek,okuyarak bu işi çözdü.

Punch needle ile 5 boyutlu sonuçlar elde ettiğimizden,çerçeveyi de 3 boyutlu yaptırdık.


Bayram hediyesi için anneciğimize hazırladığımız bu şahane tablo haftaya bizimle yola çıkacak.Annemiz ilk gördüğünde nasıl sevinecek nasıl mutlu olacak kimbilir.

Bağımlısı olduğumuz bu yeni hobimizle yaptığımız ve yapıyor olduğumuz diğer eserleri de sonraki yazılarda paylaşacağız.

Ama biz önce kuzenlerimize hava atmanın yollarını düşünelim di mi :)

Pin It!

19.11.2009

Telefondaki ses...

® photo by psychotic-kitten


Günün en çıldırtıcı saatleriydi,günsonuna yaklaşılmış ve işler çığrından çıkmak üzereydi.

Köşedeki masada oturan bayan,aldı ahizeyi eline;

"Hümeyra ben,buyrun nasıl yardımcı olabilirim size?"

"Hümeyra Hn,çok acil işlemim var.Sabahtan beri imkb hızlı düştü,elimdeki son lotları bozdurup transfer yapmalıyım."

" Tamam İpek Hanım hemen gerçekleştiriyorum işleminizi."

" Bunu duyduğuma inanamıyorum çünkü yarım saattir 2-3 arkadaşınızdan azar işittim geciktiğim için.Müdürünüzün adını verirseniz,sizin gibi bir çalışanı olduğu için çok şanslı olduğunu haber vermek isterim kendisine."

" Hiç gerek yok böyle şeylere İpek Hn,size yardımcı olmak beni için büyük mutluluk."

Aradan birkaç gün geçer,İpek Hn yeniden arar...

"Hümeyra Hn,sizi tekrar rahatsız ediyorum ama o günden beri çok merak ediyorum.O yoğunlukta,nasıl ılımlı,anlayışlı ve içten olabiliyorsunuz,bunun bir sırrı var mıdır?"

"O sizin bakış açınız,teşekkür ederim İpek Hn."

"Hayır hayır muhakkak bir sebebi olmalı.Sizi her daim mutlu eden bir kocanız mı var? Ya da son zamanlarda müjdeli bir haber mi aldınız? Nedir herkese böyle iyi davranabilmenin sırrı?"

"Yaşama sevinci..."

"Nasıl ama?"

"Herkesin yüreğinde kocaman bir yaşama sevinci vardır.Büyüdükçe istek ve arzularımıza yenik düşerek onu öldürmeye çalışırız.Elimdekilerine şükrederek ve her anın kıymetini bilerek geçirdiğimde yüreğime yaşama sevinci dolar.Ben mutlu olunca,baktığım ve gördüğüm insanlar da mutlu olur.Mutluluğu kendim yaratırım.Mesela şu an sizinle konuşurken yaşadığım mutluluk sayesinde,masamda duran karanfiller etrafa daha çok koku yaydılar.Onlar bile aldı nasibini mutluluktan..."

"Bana da bulaştırdığınız ve bazı şeyleri hatırlattığınız için çok teşekkürler Hümeyra Hn,iyi akşamlarınız olsun sizin..."



Pin It!

17.11.2009

Müşteri gözüyle tabelalar...

Kriz kriz dendi aylarca,
İndi tüm tabelalar işyerlerinden...

Ekonomiye nihayet can gelmiş olmalı ki,yine yükseliyor tabelalar...

Kepenkler açılıyor,yüzler gülüyor.
Esnaf,bakkal,usta ve tüm dükkan/mağaza sahipleri mutluluk içinde...

Dükkana müşteri ziyaretinde büyük etkisi olan tabelalarda her hafta ilginç şeyler görüyorum.Reklamcıların bilgisini sınırsız kullanabildiği görememek çok üzücü.

Çiğ köfteci için yaptıkları tabelada,bir tepsi sıkma çiğ köfte üstüne de çiğköfteci ali efendi yazıyorlar.Ürün resmi koyunca tok karına baktığımda ne kadar itici geliyor bir bilseniz...

Eee bir de "bay terzi" adında bir yer var ki,tabela yıllardır 1,70 lik adam boyuya duruyor duvarda.

Hele hele tavukçular için yapılan tabelalarda tavuk resmi,kızarmış kalça filan varsa asla girmiyorum içeriye..

Bundan 5-6 yıl önce Kadıköy'e giderken gördüğüm Güven Mobilya vard.Tabelasını öyle başarılı buldum ki,mobilyaları ne kadar sağlam ve farklı kimbilir diye düşündüm...

Tabela yaptıracak dükkan sahiplerine yalvarıyorum.Ne de olsa para verip birşey yaptıracaksınız,sade olsun deyin,siz de araştırın fikir yürütün.Tabela ne kadar duru olursa , mağaza o kadar ilgi çekici oluyor...Dükkanınızı tasarlayıp açıyorsanız,tabelayı da tasarlayabilirsiniz pekala.


Hem bizlerin gözleri de inlenmiş olur,karmaşaya ne gerek var ki....

İşte en beğendiğim tabelalar;




Pin It!

12.11.2009

En çok neyi duymak isterdin?

® photo by Guido Musch


Doğada ne çok ses var,
kulaklarımızı kapattığımızda bile duyabildiğimiz nice esrarengiz ses...

Seslerin hepsini duyabilmek,duyduklarımızla kendimizi yetiştirebilmek,geliştiğimiz ölçüde de şükredebilmek...

İşitme cihazlarımız sayesinde duyamadığımız ses yok neredeyse.Ama ben dostlarıma merak ettiğim soruyu sordum yine de...Hepsi birbirinden başarılı,zeki,akıllı ve azimli insanlar.

Çevremdeki işitme kayıplıların bu başarısı beni öyle mutlu ediyor ki...

Onlara yönelttiğim soru şuydu;

En çok neyi duymak isterdin?

İşte birbirinden farklı,
birbirinden güzel yanıtlar;

  1. Toplum içindeki konuşmaları kaçırmayacak kadar duymak...{ ümit yüksel - denizli - 35 yaş - elektronik mühendisi - %60 işitme kaybı }


  2. Acaba bizlerin cihazla işittiği sesler, gerçekte de aynı mıdır? Yani, kulağı normal işiten birinin o sesleri algılaması bizimki gibi midir?

    Kimi müzik parçasını dinlediğimde, cihazımızın frekans aralığı 6000 hz'e, bilemedin 8000 hz'e kadar uzandığı için, bu frekansların üstündeki sesleri işitmemek o parçanın orijinal halini duyamamış olmamız sonucunu doğurur.

    Ama orjinal haliyle bizim işitebildiğimiz hali çok mu farklıdır, bunu merak ederim zaman zaman... { Wise - 45 yaş - Veri analisti - 70 db işitme kaybı }


  3. Dinlediğim şarkıların sözlerini duymak isterdim... { Gökkuşağı - 26 yaş - eczacı - 80 db işitme kaybı }


  4. Duyamadığım epey güzel sesler var.Şu an müziğin sözleri gibi... { Newman - 29 yaş - bilgisayar teknikeri - 80 db }


  5. insanları duymak, mümkünse dudaktan anlayabilmek,sevdiğim hobilerden müzik dinleyebilmek, televizyonda söyleneni anlayabilmek isterdim... { Esra - 25 yaş - bankacı - 120 db işitme kaybı }


  6. Dün gibi hatırlıyorum şu 5+1 ses sistemleri yeni çıkmıştı. Bir arkadaşıma film izlemeye gittik. Ses sistemini kurdu ve filmi izledik. Film bittikten sonra bana dönüp..

    _Hamza duydun mu ? Nasıl ses bir sağdan bir soldan bir arkadan bir önden geldi. Nasıldı ?

    _Kardeşim kusura bakma dedim. Benim tek kulağım duymuyor. Hiçbir zaman Stereo ses duymadım hep mono kaldım diyince şaşırmıştı.

    Merak etmişimdir. Tek kulakla sesin nereden geldiğini yada stereo dolby digital ses sistemlerinin nasıl bir keyif verdiğini merak etmişimdir. Ben tek kulakla asla sesin nereden geldiğini anlayamadım. Mono da aynı stereo sadece stereo olunca ses biraz daha yüksek geliyor sanki :) { TEAkolik -Hamza Şamlıoğlu - 29 yaş - Bilgi&İşlem Sorumlusu - İşitme kaybı Sol kulak %100 Sağ kulak %0 }


  7. fısıltıları duymak isterdim... { Recep Hilmi Tufan - 21 yaş - öğrenci - %35 işitme kaybı }


  8. seslerin gerçek halini duymak isterdim...{ Koray Çivril - 26 yaş - Fotoğrafçı+Art Director - 80 db işitme kaybı }


  9. bazı ortamlarda bir grup kişi fısıltıyla konuşur,bu fısıltıları duymak isterdim... { Pırlanta - 30 yaş - araştırma görevlisi, 35-40 db işitme kaybı }


  10. cep telefonundan, annem&babamla konuştuğumda onların her dediğini duyabilmek isterdim... { delfina - 35 yaş - bankacı - 90 db }

Pin It!

10.11.2009

Umut ve neşeyle bakan gözler...

® photo by lunar stone


Eskiden benim için sadece bir hayaldi...

Ulaşılması imkansız gibi bir hayal...

Oysa ben hep, gerçekleştirebileceğime inandığım hayaller kurmayı sevmişimdir.

Bayramlarda TRT'de yayınlanan Türk filmlerini izlemek için,erkenden öpülecek elleri öper,bayram harçlıklarımızı doyasıya harcar sonra soluk soluğa eve koşardık.Saat 15:00 gibi başlardı filmler...

Film başlardı ama ben birşey anlamazdım ki...

Sadece görsel olanlarla yetindim Türk filmlerini izlerken.Dediğim gibi,bir gün gerçekten filmlerimizi izleyebileceğim ( işitsel+görsel ) hiç hatırıma gelmezdi.

Bunu benim için mümkün kılan birileri var.İmkansız sandığım şeyi gerçeğe dönüştürenler var.

Koskoca Divxplanet ordusu var arkamızda.Ordu gibiler çünkü,yılmıyorlar,olumsuzluklara pes etmiyorlar ve halen sosyal sorumluluk kapsamında bizleri her gün mutlu etmeye devam ediyorlar...

Dünya üzerinde yaşayan tüm Türk İşitme Kayıplılara verilen ücretsiz bir hizmet bu.

Onların adını anmak,çevirdikleri yüzlerce Türkçe filmi doya doya seyretmek benim için müthiş bir mutluluk,inanılmaz bir gurur.

Divxplanet ile gurur duyuyorum.
Onların bu başarısına lütfen siz de katkıda bulunun.

Özellikle işitme kayıplı olup Türkçe Filmi izleyen arkadaşlarım düşüncelerini forumda paylaşırsa sevinirim...

Kayıpsız arkadaşlarım,sizler de, "Ne yapabiliriz diyorsanız";

  • düşüncelerinizi forumdaki kısma aktarabilir,
  • çevrenizdeki işitme kayıplılara "artık sen de izleyebilirsin" müjdesi verebilirsiniz.
Onlar gönüllü olarak,saatlerce bıkıp usanmadan çeviriyorlar,bizlerden bir ses gitmesi ne kadar mutlu eder onları değil mi?

Yorumları onlara yazacağınızı bilerek bu yazımı yorumlara kapatıyorum...

Teşekkürler tüm evrene...

Pin It!

9.11.2009

Doğal antiseptik temizleyici; Zeytinyağı Sabunu



Dünya'da paniğe yol açan domuz gribi yüzünden hepimiz öncelikle el temizliğimize önem verir olduk.Banyoda vücut ve saç temizliğinde kullandığım ve yüzlerce eve konuk olan sabunlarımız biraz iri yapılıdır.

Dün birini alıp bıçakla 2'ye böldüm,el temizliğinde de kullanmak üzere lavaboya koydum.Diğer sabunlarla sabunluyoruz fakat elde sadece kokusu kalıyor.Mikrobu öldürme ve besleme konusunda yetersiz olduğunu düşündüğüm sıvı ve hoş kokulu sabunlar çöpün yolunu tuttu dün.

Hem dezenfekte,hem de besleyici özelliği sayesinde,saf zeytinyağı sabununuzu el temizliğinde de güvenle kullanabilirsiniz.Ciltteki sivilce,egzama,kaşıntı gibi deformasyonları ortadan kaldırmada zeytinyağı sabunu eşsiz doğal bir nimet.

Tüm mikropların evlerimizden,vücutlarımızdan uzak kalması dileğimle...
Pin It!

6.11.2009

Altına İmzamı Atarım...



"Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."


10 Kasım'da Atatürk'ün huzuruna sunulacak tüm imzalar için,
ülkemize olan bağlılığımızı,kenetlenişimizi gösterme fırsatı sunan
A. Şebnem SOYSAL ve Erkan BAL'a sonsuz teşekkürler...

Siz de katılmak isterseniz; Altına İmzamı Atarım
Pin It!

4.11.2009

Yaptık,taktık... ( 2.Eser )



Aynamızın önündeki en karışık yer neresi?
Küpelerin olduğu yer değil mi?

Kutuya koyarız teki bulunmaz,
mukavvaya kumaş sarar,iplere asarız bu sefer modası geçer...

Ne yapalım ne yapalım derken,Muğla pazarında gezdiğimiz bir gün elek aldık.




Doğal renginde mi kalsın,boyasak mı derken,kızkardeşim euphoric evdeki ahşap boyalarla bu yılın en sevdiğimiz rengi olan turkuaza boyadı...Renk ve sonuç şahane oldu.

Anneannemiz yıllarca bu eleklerde bulgurları üflerken,biz de duvarımıza asıp küpelerimizi sallandırdık.

Zamane gençliği dedikleri şey; biz olsak gerek...




Pin It!

3.11.2009

Yollar...


® photo by
biewoef

Ah şu büklüm büklüm yollar,
Seni bana getiren
Sonra alıp götüren.
Hep hasret çektiren
Kavuşturan,ayıran...

Şimdi kimbilir hangi yollardasın,
Hangi sevdalardasın,
Ama sen benim canımdasın...

Ahh...bilmem ki;bir daha,
Bir daha seni bana getirir mi?
Bu büklüm büklüm sevda dolu yollar...

Şair; Özgül TEZBAŞARAN / Yol Düşleri adlı şiir kitabından.
Pin It!

2.11.2009

Bazen izlediğim dizilerde,


bazen de geçtiğim yollarda görüyorum onları...

Karanlığın dante gibi ortasında olduğum anlar vardır...

Mesela tenha bir yerden geçiyorumdur trenle,karanlığın
en koyusunda yükselen ışıkları görürüm birden...

Gökdelenlerde yanan 3-5 lamba,hastanede koşturan hemşireler,doktorlar,esnaf lokantasındaki acemi garson,daha çokları...

Herkes evinde,sıcacık yuvasında iken,o insanlar o saatlerde çalışıyordur...

Ve bunu mümkün kılan şeyin;huzurlu bir iş ortamı,neşeli ve samimi
iş arkadaşları olmalı diye düşünür,inandırmaya çalışırım kendimi...



Yoksa ben karanlıkta süzülüp giderken,
onlar mutsuzlukta yitip gitmesinler...

® photos from Termin8er and IMDb
Pin It!

26.10.2009

Fotoğrafçı adayı...

Image Hosted by ImageShack.us


Çocuk gözüyle çekilen fotoğrafların ardında ince bir zekanın yattığını görüyorum her zaman.Onlar gibi zekice ve güzel resimler çekebilmek için aklımızın,ruhumuzun da dingin ve mutluluk dolu olması gerekiyor sanırım...

Bu akşam oğlumun kendi oyun sahasından çektiği fotoğraflara verdiği isim,"Çocuk Televizyonu"ymuş...

İyi seyirler öyleyse hepimize...





Pin It!
Related Posts with Thumbnails
01 09 10